içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Amiraller bizim neyimizdir?

AK Parti’nin ‘mutlak egemenliğinin’ kurulmaması için içlerinde Atatürkçü Düşünce Derneği’nin de olduğu sivil toplum kuruluşları Cumhuriyet mitingleri düzenlediler.

Amiraller bizim neyimizdir?

BURSADA HABER 16 

EN BURSA kÖŞE yAZARI yÜKSEL BAYSAL'IN 

BUGÜNKÜ KÖŞE YAZISIDİR

.AK Parti’nin ‘mutlak egemenliğinin’ kurulmaması için içlerinde Atatürkçü Düşünce Derneği’nin de olduğu sivil toplum kuruluşları Cumhuriyet mitingleri düzenlediler.

Türkiye’de laikliğin ortadan kaldırılacağına, yaşam tarzına zarar vereceğine inandığı ve kaygı duyduğu için pek çok eşim-dostum bu mitinglere katıldı.

İstanbul ve İzmir’de milyonlar ayağa kalktı.

Tek bir camın bile kırılmadığı bu mitinglerden sonra FETÖ harekete geçti, iktidarın desteğiyle Ergenekon operasyonları başladı.

Aydınlar, içlerinde Uludağ Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran’ın da olduğu bilim insanları sabahın köründe evleri basılarak, terörist gibi gözaltına alındılar; tıpkı bugünkü gibi ayarlanmış hukukçular eliyle tutuklandılar.

Dalga dalga büyüyen gözaltı ve tutuklamalar, sıra siyasal iktidar mensuplarına gelince durdu, tersine iktidarın sivri okları Fetullah çetesine yöneldi.
 

***

 
AK Parti yöneticilerinin “Din devleti oluşturmak, laikliği ortadan kaldırmak, demokrasiyi yok etmek” gibi düşünceleri olmadığına inanan biri olarak yürüyüşlere, Cumhuriyet mitinglerine katılmadım, toplumun boşa enerji harcamasını gereksiz buldum.
 


Tıpkı bugün yaşananlar gibi…

Montrö ile ilgili konu Türk siyasetinin son karar vereni MHP Lideri Devlet Bahçeli tarafından kapatılmış olmasına rağmen 104 amiralin kurmay zekasından yoksun bildirisi gereksizdi; zamanlaması büyük hataydı.

Bu arada belirteyim ki, TBMM Başkanı Şentop’un durup dururken Montrö’den söz ettiğini sanmak safdilliktir. Belli ki iktidar çevrelerinde bu konuşulmuş, bir kararnameyle ortadan kaldırılması planlanmış bile olabilir.
Ancak Devlet Bahçeli’nin açıklamasından sonra Şentop’un, TBMM’nin yetkisinde olan bir anlaşmanın Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığını söyleyip geri adım atması yeterliydi.
 

***


Bu demek değildir ki, insanlar bir araya gelip görüş açıklayamazlar.

Aralarında Kemal Ekinci ile Sena Kaleli’nin de bulunduğu eski milletvekillerinin ortak bildirisindeki şu ifadeye katılıyorum:

Çoğulcu demokrasinin gereği olarak en doğal yurttaşlık hakkını kullanıp, Kanal İstanbul ve Montrö konusundaki görüşlerini kamuoyuyla paylaşan kişi ve gruplara yönelik tehdit, suçlama, saldırı, korkutma, sindirme ve soruşturma gibi girişimler, yurttaşlık haklarını ipotek altına almaktır. Bu yaklaşımı ve bu girişimleri kınıyor, hala bir hukuk devleti olduğumuzu hatırlatıyoruz.”
 

***

 
Keşke siyasal iktidar, amirallerin açıklamalarına gösterdiği tepkiyi Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasasının en önemli maddelerine aykırı sözler söyleyen Ayasofya imamına karşı da gösterseydi.

Keşke MHP Lideri Bahçeli, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ile Boynukalın’a, “Siyaset yapacağınıza, devlet memurluğundan istifa edin, cübbenizi çıkarıp parti kurun” diyebilseydi.

Keşke Doğu Perinçek, tekkede görüntü veren amiral ile üniformanın üzerine cübbe giyen askerin davranışı için yeri göğü inletseydi..
 


Bunlar yapılmadı, yanlış da kabul edilse, görüşlerini ifade eden amirallere sabahın köründe operasyon çekildi.

Hukuk yine hiçe sayıldı.

Sonuç olarak diyebilirim ki amiraller onurumuz filan değil ama ülkeye bunca hizmet etmiş insanların ayaklar altına alınması da doğru değil…
 

***

 
Bu yazının dipnotu: İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Cimbing Perinçek” ile aynı noktaya düşmediler mi?
 


 

Tarih: 07-04-2021

FACEBOOK YORUM
Yorum