Ücretsiz Online Ziyaretci Sayaci

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

YAZGIYI DEĞİŞTİREN ÇEŞME

Çeşmeler...Ne önemli ve özel bir yer tutarlar yaşamımızda. Köy meydanlarında, sokak başlarında, dağlarda , yol kıyılarında çıkıverirler karşımıza. En bunaldığımız anlarda susuzluğumuzu giderir, içimizi serinletirler.

YAZGIYI DEĞİŞTİREN  ÇEŞME

BURSADA HABER 16

YAZGIYI DEĞİŞTİREN ÇEŞME

Köşe Yazarımız Zeki BAŞTÜRK'ÜN Kaleminden

Çeşmeler...Ne önemli ve özel bir yer tutarlar yaşamımızda. Köy meydanlarında, sokak başlarında, dağlarda , yol kıyılarında çıkıverirler karşımıza. En bunaldığımız anlarda susuzluğumuzu giderir, içimizi serinletirler.
Köy çeşmesi, çoban çeşmesi, sokak çeşmesi, sebil çeşmesi, hayrat çeşmesi gibi adlarla anılsa da özellikleri ortaktır. Ne kervanlar konaklamıştır dağ başlarındaki çeşmelerde. Aşıkların buluşma yeri, genç kızların sevdaya tutuldukları yerler olmuştur. Ne çok gizleri saklar çeşme başları . Ne çok tarihsel sevdaya tanıklık etmişlerdir.
Evlere henüz suyun gelmediği yıllardı. Köyümüzde su gereksinimi çeşmelerden sağlanırdı. Köyümüzde üç çeşme vardı. Mahallelerin adını almışlardı. Yukarı Mahalle , Hamamönü ve Ortamahalle çeşmeleri adıyla anılırlardı. Bir depoları ve bir de olukları vardı.
İçme suyu testilerle, bakraçlarla, ibriklerle evlere taşınır; oluklarından hayvanlar su içerdi. Bayram öncesi günlerde ya da çamaşır günlerinde çeşme başları kadınkarla, kızlarla , çocuklarla dolar taşardı. Herkes elinde getirdiği su kabını doldurmak için sırasını beklerdi. Bir araya gelenler, sıralarını beklerken koyu bir söyleşiye dalarlardı. Köyle ilgili haberler, burada paylaşılır, en mahrem konular, dedikodular burada konuşulurdu. Çeşme başları bir söyleşi ve sosyalleşme yeriydi.
Köyün ilk aydını, ilk okumuş insanı Akif'in yazgısı bu çeşme başında değişti. Yoksul bir aile çocuğu idi Akif. Babası Abdullah , uzun savaş yıllarında cepheden cepheye koşmuş; sonunda Çanakkale'de. şehitlik mertebesine ulaşmıştı. Anası ve iki kardeşi ile yoksulluk batağı içinde yüzüyorlardı.
Savaş yıllarıydı. Bir yanda Yunan zulmü, öte yanda açlık . Anası Nefise, buğday tarlalarında yere düşen başakları toplar, onları elleriyle döverek un haline getirir, ekmek yapardı. Kız kardeşleri yakın bir köye( Üzülce Köyü) gelin gitmişti. Bir boğaz eksilmişti evlerinde. Akif ile diğer kardeşi köylere çobanlıga verilmişlerdi. Diğer kardeş, çoban olarak gittiği evde sundurma altlarında yatırılmıştı. Kimi söylentiye göre hastalanmış, bir başka söylentiye göre korkudan ölmüştü.
Akif ise komşu köy olan Süpürtü köyüne çoban olarak verilmişti. Ev sahibi köyün sığırtmaçı, Akif ise bu evin çobanıydı. Çobanın çobanıydı. Akıllıydı Akif, zekiydi. Hayvan otlatmak için gittiği kırlara, bayırlara bir kalem, bir defter götürmüştü. Ağaç kavuklarinda , mağara içlerinde saklardı bu hazineyi. Hangi yöne gitse orada çıkarır defterini , kalemini. Başlardı çalışmaya . Böyle böyle öğrendi okumayı yazmayı. Kendi başına, hem de yapayalnız.
Askere gittiğinde çok yararını gördü bu okuryazarlığın. Çavuş oldu. Rahat bir askerlik yaptı.
Köye döndü. Yoksullukla yeniden yüzleşti. Ekecek tarla, yapacak iş, yiyecek ekmek yoktu. Anası Nefise, her köylü kadın gibi su almaya çeşme başına gitmişti. Kendi aralarında hararetli bir konuşmaya girişmiş olan kadınlar, Nefise'yi görünce susmuşlardı. Hiç kimse konuşmuyor, sır vermiyorlardı.
Bir merak sarmıştı Nefise'yi. Neden susmuştu kadınlar? Neden kimse konuşmuyordu? Kendisinden saklanan neydi? Pes etmedi Nefise. Yılmadı. Öğrenecekti bu gizi. Önemli bir konu olmalı ki kendisinden gizlemişlerdi.
Suyu doldurmadan uzaklaştı oradan. Eve uğramadan doğrudan Muhtar'a gitti. Neler olup bittiğini öğrenmek için yanıp tutuşuyordu . Sordu Muhtar'a. Aldığı yanıtla havalara uçtu. Uçarcasına eve koştu. Aldığı haberi oğlu Akif ile paylaştı hemen.
" Askerliğini çavuş olarak yapanları, yani okuma yazma bilenleri, Köy Enstitülerine alıyorlarmış."
Kendilerinden saklanan bu haberin nedenini de anlamış oldular. Köyde okur yazar olan tek kişi Akif'ti. Bu olanaktan yararlanacak olan tek kişiydi. Kıskançlık engellemişti bu haberi. Akif, kendi kendine okur yazar olmanın ödülünü alacaktı. Köy çeşmesi Akif'in kara talihini, kötü yazgısını değiştirecekti.
Hemen hazırlıklara başlandı. Kısa süre içinde yola çıktı. Arifiye Köy Enstitüsü'nün yolunu tuttu. Altı (6) ay eğitim gördü burada. Bilgisini, görgüsünü artırdı. Altı ayın sonunda donanımlı bir aydın olarak köyüne döndü. Eğitmen olarak komşu köy olan Küçüķ Yenice Köyü'nde göreve başladı.
Köy Enstitülü biri boş durur mu hiç? Kolları sıvadı hemen. İşe koyuldu. Bir yandan doğup büyüdüğü köyün , Eymir Köyü'ne örnek olacak l öte yandan görev yaptığı Küçük Yenice Köyü'ne aydınlık götürecekti.
Eymir Köyü'nde okumaya meraklı gençleri buldu önce. Kendileriyle konuştu, ailelerini ikna etti. Nadir Gezer, Ali Gülmez ve Muzaffer Yüce'yi Arifiye Köy Enstitüsü'ne yönlendirdi. Beş yıl sonra üç aydın daha öğretmen olarak köyde göreve başladı. Aydınlanma hızla yayılmaya başladı.
Akif BAŞTÜRK, boş durmuyordu. Köy kahvesinde köylülere okuma yazma öğretiyor; köy çocuklarını öğretmen okulları sınavlarına hazırliyordu. Tütüncülükte, ipek böcekciliğinde, bağcılıkta köylülere örnek oluyor; çağdaş tarım tekniklerini öğretiyordu. Fidan aşılamayı herkes ondan öğrenmişti. Bir Eğitmen, bir aydın, bir öncü, bir önder olmuştu köye. Çok okuyan , kendini sürekli geliştiren, güzel konuşan bir aydın olmuştu.
Bu arada evlenmiş ve beş çocuk sahibi olmuştu. Kendi çocuklarına da örnek oldu. Öğretmen Okulları sınavlarına hazırladı onları. Zeki, Yüksel ve Kemal, Arifiye Öğretmen Okulunda okudular. Zeki ve Yüksel, Yüksek Öğrenime devam ettiler. Erol, Kurşunlu'da başladıģi öğrenimini Bursa'da bitirdi. Tümü çağdaş birer aydın olarak ülkeye olan sorumluluklarını yerine getirdiler. En küçük kardeş, köyde kalmayı, Köy yaşamını tercih etti.
Bir çeşme başlayan bir aydının çabaları, egemen güçler , karanlık güçler tarafından engellendi. Kaza süsü verilen bir olayla bu ateşböceğinin, köyde parlayan bu yıldızın ışığını söndürdüler. Köyü'ne, köylüsüne her ortam ve koşulda hizmet veren bu aydının yaşamını sonlandırdılar.
İlk eğitimci, örnek insan Akif Baştürk'ün yaktığı bu aydınlanma meşalesini çocuklar taşımaktadırlar. Bir eğitimcinin bir çevreyi nasıl değiştirdiğine tanık olan çocukları Zeki, Yüksel, Kemal ve Erol , görev ve sorumluluk bilinciyle aydınlanma mücadelesine olanca güçleriyle destek vermektedirler.
Babamız Akif BAŞTÜRK. Açtığın yolda kararlılıkla yürüyoruz. Işığın, yolumuzu aydınlatıyor. İşıklar ve kır çiçekleri ıçinde uyu örnek insan, büyük eğitimci.
 
Bir açık hava ve anıt görseli olabilir
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

Tarih: 23-07-2021

FACEBOOK YORUM
Yorum