içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

YEŞİL BURSA HAYALİM

Dün Bursaray’a Kestel’den binip, kenti boydan boya geçerek Balkan Mahallesi’ne gidip oraları gezmek, görmek istedim (benim gibi dar gelirli bir emeklinin gezisi ancak bu kadar olur). Trende giderken Ankara asfaltının altında yer alan mahallelerdeki beton yığını evler bir gözüküp bir kayboluyordu. Haylimde Ankara Yolu’nun altında; güzelim verimli ovada yapılmış evleri, Uludağ’ın yamaçlarında -Yıldırım’daki Siteler ve Bin Konutlar benzeri- siteler haline getirdim. Ovadan baktım ve manzarayı pek beğendim.

Uludağ dediğimiz; İnegöl’den Kemalpaşa’ya kadar devam eden sıra dağlar kışın biriktirdiği karları Temmuz’un sonuna kadar yavaş yavaş yüzlerce dersine verip, Bursa Ovası’na gönderir, ovaya bereket saçar(dı). Ovanın büyük bölümü konut ve sanayi alanlarıyla dolunca; derler toplaşıp siyah renkte akan, kötü kokan çaya dönüştü.

Osmanlı yapılaşmayı Uludağ eteklerine yapmış, ovaya dokunmamış. Renault, Fiyat(Tofaş) benzeri sanayi yatırımları ovanın orta yerine yapılınca; konutlar da onların yanına gitmiş, ovayı kaplamış. Gıda krizi yaşadığımız bu günlerde yılda üç ürün verebilecek verimlilikte ova yok artık. Zararın neresinden dönülürse kardır demiş atalar; kalanı bari koruyabilirsek ne mutlu bize…

“Sonraki İstasyon Üniversite” anonsu ile hayallerden sıyrılıp, Hasanağa Toki otobüsüne bindim. Yanımda elli, elli beş yaşlarında biri vardı. Onunla konuşmaya başladım. Göçmen Konutları, Kurtuluş, Hasanağa Toki, Balkan ve Kızılcıklı mahallelerini gezmek için geldiğimi söyleyince Göçmen Konutları’nda oturan, konutu le yaşlanan Necip adlı vatandaş başladı kendi mahallesinin tarihçesini anlatmaya; “Göçmen Konutları 94 yılında, Özal zamanına yapıldı. Ben Bulgaristan’dan yeni gelmiştim. Param azdı. Ucuz diye buradan bir daireye girdim. Taksitle ödedim. O zamanlar Küçük Sanayi’den bu yanda Üniversite ve Görükle’den başka bir yerleşim yeri yoktu. Şimdi Görükle bizim mahalle ile birleşti. Bursa bize uzak, gidip gelmek zor olurdu. Gidemediğimiz Bursa otuz yıl sürmedi bize geldi, bizi de geçti. Balkan’ da, Kızılcıklı’da daireler çok pahalı. Bir milyon liradan başlıyormuş fiyatlar. “Bursa’nın parlayan yıldızı” diyorlar oraya. Bizim otuz yıllık konutlarda bile fiyatlar beş yüz binden başlıyor. Vatandaş nasıl alacak bu fiyatlardan daireyi? O mahalleler şantiye halinde. Çok bina yapılıyor. Gidince görürsün.” dedi. Göçmen konutları ilk durakta indi.

Belediye otobüsü ile mahalleleri dolaştım. Nerede ineceğim belli değildi. İlk konutları Toki, bir tepe üzerine, ikinci ve üçüncü konutlarını yakınındaki başka tepelerin üzerine yapmış. Hasanağa Deresi etrafındaki ovaya dokunmamış. Şimdi kalan tepeler, ovalık alanlar binalarla dolmuş, dolmaya da devam ediyor. O güzelim ova ekilse ürün verse; çayırlık alanlarda inekler, koyunlar otlasa; et olsa süt olsa daha güzel olmaz mıydı?

Kızılcıklı Mahallesi’nden başladım. Mimar olduğunu söyleyen müteahhit yaptığı iki bloktan oluşan yedi katlı apartmandan bir dairesini gösterdi. Yol üzerinde olan kaba inşaat halindeki blokta hiç dairesi kalmamış, onun akasında olan sıvası yapılmış, kapı pencereleri takılmış blokta bir dairesi kalmış. “Havuzlu, yerden ısıtmalı, birinci sınıf malzeme kullanıyoruz” dedi. Fiyatının bir milyon iki yüz bin olduğunu, bayramdan sonra zamlanacağını; en az bir milyon dört yüz bin edeceğini söyledi. Neden bu kadar pahalı olduğunu sordum. İnşaat malzemeleri ve işçi ücretlerinin çok arttığını; geçen ay tonu on üç bin olan inşaat demirinin on altı bin liraya çıktığını, bir metreküp betonun bile beş yüz bine geldiğini anlattı.

Hasanağa Toki’ye yakın bir inşaat firması yetkilisi beş bloktan oluşan sitelerinde bir bahçe katı kaldığını ona da bir milyon iki yüz bin lira istediklerini söyledi.

Balkan Mahallesi’nde başka bir inşaat firması ile görüştüm; ellerinde hiç daire kalmadığını geçen ay bir milyondan sattıkları dairelerin bu günlerde bir milyon üç yüz bin ettiğini, ellerine bir adet dubleks daire kaldığını onun da fiyatının bir milyon sekiz yüz bin olduğunu” söyledi. Çıkarken yanda satılık olan yüz, yüz elli metre kare olduğunu tahmin ettiğim dükkânın fiyatını sordum “altı milyon istiyorlar” dedi. Kurtuluş Mahalle’sinde fiyatlar daha fazlaydı.

Dört mahalleyi gezdim, yoruldum. Otobüs durağına kadar zor geldim. Geldiğim otobüsle Üniversite İstasyonundan trene bindim. Yorgunluktan mı duyduklarımdan mı ne hayal mayal kurmadan eve döndüm.

ahmet.kocak16@hotmail.com

Bu yazı 174 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum