içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Öfke... Üzüntü... Umut...

Aslında Pazar günleri ne gündem, ne siyaset, ne de diplomasi yazacaktım. Öyle karar almıştım.

Gelin görün ki, önceki geceden beri sancılı saatler yaşıyorum.

Gerginim, üzgünüm, öfkeliyim.

Bu haldeyken soft bir yazı yazmak, sanattan, doğadan, sinemadan bahsetmek ne mümkün benim için.

Azerbaycan-Ermenistan arasındaki ateşkes beni bu hale getirdi.

Her aşaması, sonuçları, açıklama metni, açıklama şekli… Neresinden bakarsak bakalım insanın ruhunu daraltıyor, karnına sancı olarak saplanıyor.

Dünden bu yana Bakü’den, Türkiye’den, Amerika’dan, Moskova’dan insanlarla konuşuyorum.

Bakü’deki havayı, yurt dışındaki Azeri Türkünün ruh halini, duygularını öğrenmeye çalışıyorum. Bir Azerbaycan Türkü şöyle diyor, “bıçak kesse kanımız akmaz”. Öylesine kötü durumdalar. Hayal kırıklığının durağanlığı değil, büyük bir öfke halinde herkes orada.

Hele de kadınlar. Yıllardır Azerbaycan’a giderim, bilirim o halkı. Hiç böylesine dolduklarını, öfkelendiklerini, ölümü göze aldıklarını görmedim. Kadınlar en önde isyanda.

Ateş kes, Rus bıçağı gibi dayandı boğazlarına. Ama susmuyor hiçbiri, korkmuyor.

“Ne olacaksa olsun artık. Öleceksek de ölelim nedir bu hal..." Sosyal medyada binlerce insan kampanya yapıyor bu sözlerle. 30 yıldır işgal edilmiş toprakları değil sadece, çiğnenmiş gururlarının acısı uyutmuyor onları.


Rusya iki ülke arasında bir ateşkes yapmak değil, dünyaya adeta bir şov yapmak için kurmuş tüm düzeneği. İki ülke dışişleri bakanını Moskova’ya çağırdı. Bir odada tek başına masaya oturdu. MİNSK üçlüsü, Türkiye hiç kimse yok masada.ATEŞKES DEĞİL DÜNYAYA GÖVDE GÖSTERİSİ

Sonra, on saat dışarı çıkarmadı bakanları, şartlarını dayattı.

Hele açıklama kısmı! Bana en çok o dokundu.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov tek başına çıktı ve ateşkes maddelerini okudu. Yanında ne Azerbaycanlı ne Ermenistanlı bakan vardı.

Bununla vermek istedikleri mesaj açık. İnanın yazmaya elim varmıyor. Tek irade benim, patron benim, güç benim…

ÇOK ÖFKELİYİM

Ermenistan işgal ettiği topraklardan geri çekilmeyecek, Azerbaycan’ın istediği hiçbir şey yok, güya geçici ateşkesin süresi yok, Türkiye yok… Yok... Yok.

Öfkeliyim tüm bunlara. Yutkunuyorum.

Reel politiğin acı gerçeği ile bir milletin haklı olmasının arasında kalmanın çıldırtan öfkesi bu.

“Ne yapalım süper güç Rusya bu” diyenlere karşı duyduğum öfke bu.

Onlarca şehit vermiş ama başarıyla ilerleyen ordunun, birden “durun” dediklerinde yaşadıkları yürek patlatan isyanını hissetmenin öfkesi bu.

Bir halkın haklı olduğu halde, haksız konuma düşürülmesine karşı duyduğum öfke bu.

"İşgal edilmiş toprağını alamazsın" demek olan ateşkese, “savaş durdu, insanlık kazandı” diye sevinenlere duyduğum öfke bu.

Ermenilerin sabah kadar sokaklarda yaptıkları kutlamalara karşı duyduğum öfke bu.

ÇARESİZ DEĞİLDİ AZERBAYCAN

O topraklar 30 yıldır işgal altında. Evet, Rusya güçlü ve Ermenistan’ı koruyor. Ama 30 yıldır Bakü yönetiminin bunu bilerek bir strateji geliştirmemesine kızgınım.


Rusya’nın Azerbaycan içinde nüfuzu, gücü var da, buna karşı niçin bir denge oluşturulmadı bu kadar süre içinde?Ermenistan Rusya için önemli de Azerbaycan değil mi? Petrolü, gazı, denizi, toprağı, nüfusu olan bir ülke. Rusya’da milyar dolarlık Azerbaycanlı işadamları olan bir ülke. Hiç mi bunlardan bir stratejik güç üretilemez?

Her şeyi bir kenara bırakalım. Toprağı işgal edilmiş bir ülke, Rusya’yı aşmak için, hiç mi Çin’i, ABD’yi, İngiltere’yi yanına çekemez? Haklı olduğu bir dava var, bundan daha güçlü silah ne olabilir? BM kararlarını dünyanın gözüne sokmalıydı.

Parası var, doğal gazı var, petrolü var. Amerika’da, Fransa’da, Avrupa’da on tane Ermeni lobisi gibi PR şirketi satın alabilir. İsrail’den silah alıyor, arası iyi, lobisini de satın alabilirdi. Haklı davalarını anlatabilirdi. Bu sorgulamalar geriye dönük daha çok yapılacaktır. 30 yılın muhasebesi olacaktır muhakkak. Ama şimdi zafere çok yaklaşıldığı bir zamanda, dayanışma vakti.

TÜRKİYE HAYRANLIĞI

Evet Azerbaycan’da Türkiye sevilirdi. Ama hiç bu kadar hayranlıkla, büyük bir aşkla sevildiğini görmedim. Konuşan herkes, Türkiye’ye olan büyük hürmetini belirterek konuşuyor.

Milleti, devleti, medyası, iktidarı her şeyimizle verdiğimiz koşulsuz destek, Azerbaycan’da gönülleri bir kez daha fethetmiş. Herkesin duasında, dilinde, gönlünde Türkiye var. Gerçekten de bir ağabeye yakışandan çok fazlasını yaptı Türkiye. Lakin sonuçta Azerbaycan bağımsız bir ülke, son imzayı onlar atacak.

HALA FIRSAT KAÇMADI

Halen geç kalmış değil Bakü. Aliyev siyasi hayatının en büyük halk desteğini arkasına aldı.

Bugün konuştuğum tüm Azeriler iki görüş etrafında toplanmış gözüküyor.

Bir taraf diyor ki "Rusya’yı dinlemeyelim, yürüyelim toprağımızı alalım".


Yani Azerbaycan’da durmak, geri çekilmek isteyen kimse yok.Bir grup da diyor ki "insani ateşkes 3 gün sürsün. Yararlılar, cenazeler değişsin ama durmayalım, toprağımızı alalım".

Tüm halk Aliyev’e sınırsız destek veriyor.

Türkiye bugüne kadar ki en kuvvetli desteğini verdi.

ABD'nin kafası seçimle meşgul. Ermeni lobisini dinleyecek hali yok.

Fransa’nın bir şey yapacak gücü bulunmuyor.

Dünya pandemi ile uğraşıyor, bu tarafa bakacak durumu yok.

Yani tüm şartlar Azerbaycan lehine.

Bunun gereğini yapması gerekir Aliyev’in. Halk, hiç bu kadar cesur ve gözü kara olmadı. Onlar da biliyor.

Rusya’dan herkes korkuyor. Doğru. Peki sonunda ne olacak? Koca Azerbaycan’ı kaybedip, Ermenistan’ı mı alacak? Moskova Bakü’yü kaybetmeyi göze alamaz. Aliyev bunu bilerek cesaretle topraklarını kurtarmalı. Fazladan Ermeni toprağı istemiyor ki, kendi işgal edilmiş toprağını geri istiyor.

Umutsuz olmayalım. Ama Rusya’dan medet bekleyecek bir ümit içine de giremeyiz. Rusya’ya rağmen yapacağız ne yapacaksak. Bunu görelim.

Bakü’nün eli güçsüz değil. Çaresiz değil. Stratejik hamleleri cesaretle yapma zamanı. Azerbaycan milleti bunu bekliyor. Hem de hiç beklenmediği kadar öfkeyle bekliyor.

Bu yazı 1186 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum