içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Suriyeliler ve iğne-çuvaldız hikâyesi

İktidar ve muhalefet partilerinin taban çoğunluğunun hemfikir olduğu konulardan biri de Suriyeliler... Muhtemelen hükümet de fark etti ki İçişleri Bakanı Süleyman Soylu İstanbul üzerinden Suriyelilere yönelik açıklamalarda bulundu.

Bakan Soylu, İstanbul'da iş yerlerini kaçak Suriyeli çalıştırmama konusunda uyardıklarını belirterek "Düzenimiz ve kuralımız açık ve nettir. Herkes sağladığımız oturum belgesinin tarif ettiği vilayette hayatını devam ettirecektir" derken Arapça tabelalarda yasalardaki yüzde 75 Türkçe, yüzde 25 diğer dil kuralına ve uygulamasına da kararlılık vurgusu yapıyor...

Öte yandan... Bursa'da en çok tartışılan konulardan biri de Suriyelilerin Çarşamba'daki gettolaşması...
Şehir merkezinde olduğu için de vatandaşların çokça gözüne batıyor... Hatta mahalle 'Küçük Suriye' diye anılıyor.

 

YÖRENİN YAPISI ÇOK DAHA ÖNCE BOZULMUŞTU

2000'li yıllara dek Bursa'nın en mutena semtlerinden olan Çarşamba, Altıparmak aksında denge aslında Suriyeli sığınmacılar Türkiye'ye gelmeden bozulmuştu... Yani mahalleyi Suriyeliler bozmadı. (Dünyadaki ve Türkiye'deki pek çok büyükşehirde olduğu gibi, kentte yeni yerleşim alanlarının açılmasıyla birlikte kent merkezindeki eski mahalleler çöküntü bölgesine dönüşmeye başladı.)

Önce gece kulübü, pavyon gibi mekanlarda çalışanlar yoğunlaştı; garsoniyer konutlarla anıldı. Ardından da yoğun bir travesti yerleşimi yaşandı. Başta uyuşturucu olmak üzere suç grafiği yükseldi. Ve en nihayetinde de Suriyeli sığınmacılar yerleşti.

Şu anda Darmstad Caddesi'nde manav ve tekel bayi hariç onlarca kuyumcu, kasap, tuhafiye, kadın kuaförü, erkek berberi, kafeterya, lokanta, tatlıcı, kadın, erkek, çocuk ve iç giysi mağazası, emlakçı, kahvehane ve yöresel gıdalar satan dükkân var. Bursa'nın her yerindeki Suriyeliler alışverişlerini buradan yapmaya bakıyor.

Yani, Çarşamba, Altıparmak, Ahmetpaşa, Selimzade gibi mahallelerde yoğunlaşarak getto oluşturdular. Yurt dışında Türklerin kendi mahallelerini oluşturdukları gibi.
Hep Suriyeliler sorumlu tutuluyor, Çarşamba'ya 'Küçük Suriye' deniyor da... Peki, bu durumdan Suriyeli sığınmacılar mı sorumlu tek başına...

Hükümet'in Suriye politikası başlı başına bir yazı konusudur. En kısa haliyle özetleyecek olursak;  Birkaç ayda Suriye'deki iç savaşın biteceği, en fazla 100 bin Suriyelinin Türkiye'ye sığınacağı öngörülmüştü. Ama Suriye'deki iç savaş 8 yıldır sürüyor. Biteceğe de benzemiyor!..

 

ÇARŞAMBA'DAKİ EV VE DÜKKANLAR

Bursa'ya dönecek olursak... Çuvaldızı biraz da kendimize batıralım...

Çarşamba'daki Suriyeli yoğunlaşmasının Bursalılarda yarattığı bir rahatsızlık var da... Bu insanlar o evlere, o dükkânlara zorla mı yerleştiler? Ev sahiplerinin başına silah mı dayadılar? Hayır...

Bursalılar verdi o evleri, dükkânları kiraya!

Hem de emsalinden yüksek tabir caizse fahiş bedellerle!  Şu anda Darmstad Caddesi'nde kiralar Nilüfer ile yarışır durumda.

Artı... Dükkânı kiracıda olan mülk sahipleri iyi bilir. Dükkân kiracıları sıkıntılıdır, kira gününde ödenmez; aksar. Suriyeli sığınmacılar o yüksek ev ve dükkân kiralarını hiç aksatmadan günü gününe ödüyor.

 

İNCİRLİ'YE SURİYELİ PİYANGOSU VURDU

Yeni getto aksı ise İncirli caddesi civarındaki Meydancık, Hacıseyfettin, Şıble gibi mahallelerle az yukarıdaki Emirsultan ve Davutkadı mahalleleri... 

İncirli'de ev kiraları ve ev fiyatları sosyal dönüşümü düşünülmeyen Kamberler Kentsel Dönüşüm'den sonra Bursa geneline göre çok düşmüştü.

Ev sahibi olan mahalle sakinleri evlerini kiraya verip başka mahalleden iki katı kira bedeline ev tutamıyorlardı.

Ancak şimdi yer döşemeleri marleyli marleyli, hiçbir yenilemenin olmadığı 2 artı 1 taş çatlasa 85 metrekarelik dandik daireler bile ev sahipleri tarafından Suriyelilere bin 100, bin 200 liradan kiralanıyor.

Yani İncirli'den kaçmak isteyen ama kaçamayan ev sahiplerine Suriyeli piyangosu vurdu; evlerini patır patır kiraya verip, üstüne 100, 200 lira koyup şehrin batısına taşınıyorlar.

Suriyeliler ise bu yüksek kira ödedikleri evlerde kimi zaman 2 hatta 3 aile yaşayıp kirayı paylaşıyor.

Komşum olan Suriyeli kadına sordum; bu küçük evlere nasıl sığıyorlar diye? Oğlunun da yardımıyla yarı Türkçe yarı İngilizce yarı Arapça anlattı... Gece koridorlara hatta mutfakta bile yere şilte atıp üstünde yatıyorlarmış.

 Merkezdeki mahalleleri tercih nedenlerini sordum; ilk sırada güvenli olduğu için dedi. Ardından da okul, kolay ulaşımı sıraladı.
Keza... "Suriyeliler işimizi aldı" diyenler de var; iyi de onları işe alan ve sigortasız düşük ücretle çalıştıranlar da Bursalı işverenler.

 

ASILSIZ HABER ÜRETİLİYOR

Suriyeli sığınmacılar konusundaki en büyük sorunlardan biri de asılsız haberler... Misal  4, 5, 6 hatta 7  yıl önce yaşanmış  çok sayıda asayiş olayları sosyal medyada sanki dün olmuş gibi dolaşıma sokuluyor... 

Halk arasında Suriyelilere kişi başı bin lira verildiği konuşuluyor... Öyle değil Kızılay tamamı AB'den gelen Sosyal Uyum Yardımı'nı (SUV) kişi başına aylık 133 lira olarak ödüyor. Haziran 2019 itibarıyla SUV yardımı alan 1 milyon 696 bin 555 kişinin banka hesabına her ay Kızılay Kart aracılığıyla 225 milyon 641 bin 815 lira yatıyor.
Son birkaç haftadır sıkça kamu hastanelerine gidiyorum; Suriyelilerin sıra beklemediği iddiası da doğru değil. Acil vakaysa, hamile, yaşlı ve engelliyse Türk vatandaşlarına olduğu gibi Suriyelilere de öncelik tanınıyor. Elektrik, su, doğal gaz, telefon faturası ödemedikleri de uydurma... Ödüyorlar. Kendi apartmanımdaki Suriyeli kiracılardan biliyorum.
Suriyeli üniversite öğrencilerine bin 200 liralık burs verildiği doğru, yüzde 85'i yani AB tarafından kalan 180 lirası Türkiye tarafından ödeniyor... Geçen sene yararlanan öğrenci sayısı bin 425. Ayrıca yasalara göre Suriyeli sığınmacılar evlilik yoluyla bile Türk vatandaşı olamıyor. Ocak 2019 itibarıyla vatandaşlık alan Suriyeli sayısı 79 bin 820 kişi.

Aslında meselenin aslı şu:

Türkiye'de işsizlik ve pahalılık bu kadar artmasa vatandaş da Suriyelileri bu kadar kafaya takmaz!..

Bu yazı 59 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum