içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

ZAMCIKLARLA KOCAMAN MUTLULUKLAR!!!”

Biliyorsunuz bizim ülkemizin insanlarını o kadar hoşgörülü, saygılı ve uysal ki, her ne olursa olsun olumlu veya olumsuz her duruma anında adaptasyon sağlıyorlar.

Her ne yaşarlarsa yaşasınlar, üzüntülerinde kızgınlıklarında bile kocaman kocaman mutluluk duyuyorlar.

Neredeyse her gün zamcıklar  yapıla dursun kimse mutsuz değil, herkes gayet mutlu, şen şakrak yaşamını sürdürüyor!

Kaçınılmazsa zamcık, hayattan zevk almaya bakacaksınız, zevkten dört köşe mi olursunuz, yoksa ölür müsünüz? Orasını ben bilemem!

Biliyorsunuz sigaraya ve alkole kısa aralıklarla belirli oranlarda iki kez zam yapıldı.

Bizim zihni sinir milletimiz bu zamcıklar sayesinde birer kimyager oluverip kendi rakısını birasını evinde üretmeye başladılar.

Dedelerinden yadigar kalan sigara tabaklarını çıkarıp tütün sarmaya başladılar, işin kolayına kaçanlar tütüncülerden hazır sarılmış tütün alıp içmeye başladılar.

Son olmamak koşuluyla elektriğe de ince bir yüzde 14.99’cuk yapılan zamcıkla 1 yılda; Elektriğe : %60 Doğalgaza : %52 Akaryakıta : %30 Gıdaya : %50 Tekel Ürünlerine : %60 Beyaz ete : %40 Süte : %50 zammı koydular!

Ekonomiden Sorumlu Bakan damat Berat Albayrak diyor ki;

“Ekonomimiz küçülmesine rağmen iyi gidiyoruz”

Oldukça ikna edici ve doyurucu bir açıklama teşekkürler sevgili Bakan!

Nasıl olsa ne söylerseniz söyleyin biz çabuk yer, anında hazmederiz.

Sanırım bu zamcığın alternatif de antikaya dönmeye yüz tutan idare lambaları sandıklardan çıkarılır.

Çocukluk günlerimizin nostaljisi olan bakkallarda idare lambası için gaz almaya gideriz.

Tabi gaza olan talep yoğunlaştığı zaman peyderpey ona da zamcık yapacakları için, evlerde gaz üretmenin yolları aranacak!

Aslında günlük yaşamımızda her gün bir gaz haline giriyoruz, amma velakin o gaz evimizi ısıtmak yerine kokusu burnumuzun direğini sızlatıyor.

Sanırım bu zamcıklar, sigara, alkol, elektrik ile sınırlı kalmayacak doğalgazdan iğneden ipliğe, nefes aldığımız havaya kadar zamcıklar yağmuruna tutulacağımız kaçınılmaz görünüyor.

Bizim işçimiz, memurumuz, muhterem halkımız halinden gayet memnunun olmalı ki, gıkı çıkmıyor kuzucuk kuzucuk kendi halinde melemeyi yeğliyorlar.

Bir ülkenin halkı yoksulluk ve açlık sınırlarını zorladığı halede susuyorsa, celladına aşık olmuştur demektir.

Hemen aklıma Nazım Hikmet’in “Yalana dair” dizeleri aklıma geldi.

Ve insanlar, ah, benim insanlarım, yalanla besliyorlar sizi, halbuki açsınız, etle, ekmekle beslenmeğe muhtaçsınız. Ve beyaz bir sofrada bir kere bile yemek yemeden doyasıya, göçüp gidersiniz bu her dalı yemiş dolu dünyadan. İnsanlar, ah, benim insanlarım, hele Asyadakiler, Afrikadakiler, Yakın Doğu, Orta Doğu, Pasifik Adaları ve benim memleketlilerim, yani bütün insanların yüzde yetmişinden çoğu, elleriniz gibi ihtiyar ve dalgınsınız, elleriniz gibi meraklı, hayran ve gençsiniz. İnsanlarım, ah, benim insanlarım, Avrupalım, Amerikalım benim, uyanık, atak ve unutkansın ellerin gibi, ellerin gibi tez kandırılır, kolay atlatılırsın…

İnsanlarım, ah, benim insanlarım, antenler yalan söylüyorsa, yalan söylüyorsa rotatifler, kitaplar yalan söylüyorsa, duvarda afiş, sütunda ilan yalan söylüyorsa, beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların, dua yalan söylüyorsa, ninni yalan söylüyorsa, rüya yalan söylüyorsa, meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa, yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ayışığı, ses yalan söylüyorsa, söz yalan söylüyorsa, ellerinizden başka herşey herkes yalan söylüyorsa, elleriniz balçık gibi itaatli, elleriniz karanlık gibi kör, elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun, elleriniz isyan etmesin diyedir. Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız bu ölümlü, bu yaşanası dünyada bu bezirgan saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir.

Bu yazı 32 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum