içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

İŞSİZLİĞİN GERÇEK NEDENLERİ VE YAPILACAKLAR !

Partili Cumhurbaşkanı, 19 Kasım 2019 tarihinde, AKP Genel Başkanı sıfatıyla, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, "İssizlik oranımız yüzde 14 gibi yüksek bir seviyededir. Eskiden ülkemizde çalışma çağına gelen nüfusun bir kısmı iş aramadığı veya aile şirketlerinde çalıştığı için istihdam istatistiklerine girmiyordu. Şimdi eğitim düzeyinin de yükselmiş olmasının etkisiyle çalışma çağına gelen hemen her kadın ve erkek vatandaşımız iş arıyor. Dolayısıyla, işsizlikte artışın, sebebi bizim istihdam oluşturamamamız değil. Mesele iş gücüne katılım oranının eskisine göre fevkalade yükselmiş olmasıdır." diyerek, bir yandan ekonomik krizi gizlemeye çalışırken, diğer yandan ise iktidarları döneminde, planlı kalkınmanın terk edilmesinden dolayı nüfus artış oranında istihdam yaratamamalarını gözden kaçırmaya çalışmaktadır.

Bu açıklama, Türkiye nüfusunun arttığı düşünüldüğünde biran için, insana inandırıcı geliyor. Evet, Türkiye, nüfusunun artmasına paralel olarak, istihdama katılımın yükseldiği bir ülkedir. Peki devletin bu yüksek katılımı bilmesi gerekmez mi? Elbette bilmesi gerekir. Zira bir devlet bilimsel veriler ışığında, ülke nüfusunun demografik yapısındaki değişimi, bilmek ve ona göre her yıl, istihdama katılacak kişi sayısını göz önünde bulundurarak, yeterli istihdam için yatırım yapmak veya yatırımı teşvik etmek zorundadır. O zaman ülkeyi 17 yıldır yöneten bir iktidarın başındaki en yetkili kişinin, iş piyasasına katılımın yüksek olmasından şikayetçi olması ve onu işsizlik artışına gerekçe göstermesi gerçekçi değildir.

Diyelim ki öyledir, diyelim ki iş arayan sayısı arttığı için, işsizlik yükseliyor. Sayın Cumhurbaşkanına şu soruyu sorma hakkımız var. O zaman neden, daha yüksek yaşta emekliliği dayatıyorsunuz? Ve neden yüz binlerce EYT’li emekli olamıyor. Neden? Gelişmiş ülkeleri örnek veriyor ve genç yaşta emekli olunuyor diyorsunuz. Sizin örnek verdiğiniz gelişmiş ülkelerin, yaş ortalaması 48, Türkiye’nin yaş ortalaması ise 30’dur. Yine önek verdiğiniz gelişmiş ülkelerin yaşam süresi uzun, dolayısıyla, 65 yaş ve üzeri nüfus oranları %20’lere kadar ulaşıyor. Türkiye de ise bu oran %8, gördüğünüz gibi, Türkiye genç bir nüfusa sahip. Nüfusumuz arttı istihdama katılım fazla diyorsunuz. Doğrudur Türkiye’nin nüfusu 1980’lerde 40 milyon iken bugün 82 milyon. Devlet dediğiniz bilimsel verilerle, bunu tespit etmesi gereken bir mekanizma değil mi? Hem artan nüfusun, daha çok katma değer ve büyüme sağlaması gerekmez mi? Devlet artan nüfusa İstihdam yaratma da sıkıntılı ise siz neden ailelerden daha çok çocuk yapmalarını istiyorsunuz? Buda sermayeye ucuz işgücü sağlama politikanızın gereği midir?

Çağdaş devlet, bırakın bugünden yarını veya 1 yıl sonrasını, 50-100 yıl sonrasını gören, bilimsel verilerle nüfusunda ki demografik değişimi gözleyen, buna göre gerekli tedbirleri önceden alan devlettir. Zira geçmişte Türkiye'de uygulanan 5 yıllık, 10 yıllık kalkınma planları, biraz da bunun için uygulanıyordu. Sizin planlı kalkınmayı terk etmeniz, bugünkü ortaya çıkan sıkıntıların nedeni değil mi?

Peki, tek neden bu mu?

Elbette değil, özellikle sizin başında bulunduğunuz, 17 yıllık AKP iktidarında, Türkiye plansız, programsız, ekonomik gerçeklerden kopmuş, günübirlik, popülist politikalarla yönetiliyor. Bu nedenle ülke de, her yıl istihdama katılan insan sayısı kadar, istihdam yaratacak yatırımlar yapılmıyor. Eskiden, istihdama katılım daha azdı insanlar aile işlerinde çalışıyorlardı diyorsunuz. Peki, aile işletmeleri ne oldu? Buhar olup uçtular mı? Yoksa kutsadığınız serbest piyasa da, rekabet edemedikleri için mi kapandılar? Eskiden insanlar neden iş aramıyorlardı? Bunun nedeni tarımda çalışıyor olmaları olmasın mı? Peki, tarıma ne oldu? Hangi politika bu ülkenin tarımını bitirdi ve köyde kendi tarlasında tarımda çalışa insanları, iş arar duruma getirdi.

Sayın Cumhurbaşkanı, istihdama daha çok insanın katılmasının bir nedeni, nüfus artışı ise diğer nedeni de devletin istihdamdan çekilmesidir. Zira geçmişte, devletin elinde, istihdam da önemli işleve sahip olan, işletmeler vardı. Örneğin; Tekelin elinde ki, Tütün işletmeleri ile sigara fabrikaları, Çimento Fabrikaları, Şeker Fabrikaları, Kumaş ve Ayakkabı üreten Sümerbank tesisleri, Et ve Balık Kurumu, Süt Endüstrisi Kurumu gibi birçok kamu kurumu yok artık. Çünkü birçoğunu siz özelleştirme adı altında sermayeye peşkeş çektiniz veya kapattınız. Yine kamu kurumlarının, kendi makine ve teçhizatını kullanan, kendi personeli ile yaptığı, altyapı tesisleri, Köprü, Baraj, Santral, yol, havaalanı, elektrik dağıtım ve iletim tesisleri, haberleşme gibi, birçok hizmet, artık yapılmıyor, ihaleyle şirketlere yaptırılıyor. Tüm bu nedenlerle eskiden, istihdam yaratan kamu artık bu olanaktan yoksun. 1980’li yıllardan başlayarak, uygulamaya konan ve sizinde başında bulunduğunuz, iktidarın ısrarla uyguladığı, serbest piyasacı, yeni liberal ekonomik programla kamunun istihdam alanından çekilmesi sadece yukarıdakilerle de sınırlı değil. Devletin en temel görevleri olup, tüm yurttaşlara, eşit ve ücretsiz verilmesi gereken, eğitim, sağlık gibi temel hizmetler bile özelleştirildi. Tüm bu özelleştirmeler sonucu insanlar güvencesiz ve kölelik koşullarında çalıştırılıyorlar. Eskiden çalışanları koruyan ve onların rızaları olmadan, kanunun ön gördüğü günlük çalışma süresinin üstünde, çalıştırılmalarını yasaklayan, çalışma mevzuatını iktidarınız döneminde, işverenlerin talepleri doğrultusunda değiştirdiniz. Bu değişiklikle birlikte, iş saatleri esnekleşti, ücretler düştü. Düşük ücretlerden dolayı, geçimlerini sağlamayan çalışanlar, artık geçimlerine yetecek ücreti alabilmek için, işverenlerin uzun çalıştırma dayatmalarına boyun eğiyorlar. İşverenler, daha az çalışan ile daha çok iş yapma politikası güdüyorlar ve eskiden 2 veya 3 çalışanın yaptığı işi artık tek çalışana yaptırıyorlar. Sayın Cumhurbaşkanı bütün bunlar istihdam daralmasına yol açan nedenlerdir. Ancak, gerçekler yalnızca bu kadarla da sınırlı değil, araştırmalar, ülke de kayıt dışı çalışma oranının %36 çalışan sayısının ise 10 milyonun üstünde olduğunu gösteriyor. Kayıt dışı çalışma, çalışan için güvencesizlik, devlet için ise vergi ve SGK prim kaybı demektir. Bunlara birde yanlış Suriye politikanızdan dolayı, bu ülke de ucuz işgücü olarak kullanılan, yüz binlerce Suriyeli emekçi de eklenince, rakam korkunç boyutlarda.

Sayın Cumhurbaşkanı, bağımsız araştırmalar, işsizliğin, sizin söylediğiniz resmi rakamın çok daha üstünde olduğunu gösteriyor. Elbette devlet uzun vade de, istihdamı artıracak, planlamalar yapmak ve gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Ancak işsizliğin bugün için ulaştığı oran, ivedilikle tedbir alınmasını gerektiriyor. Sorun teşvik adı altında, sermayeye, milyarlarca lira kaynak aktarmanızla da aşılamadığına göre; gelin, yüz binlerce EYT’linin emekli olmasının önündeki engeli kaldırın. Elbette tek başına, EYT’lilerin emekli olması da, işsizliği bitirmeyecektir. O zaman atacağınız ikinci adım ise çalışanların ücretlerinde herhangi bir kısıtlamaya gitmeden, çalışma sürelerini düşürmektir.

Buyurun size çözüm, var mısınız ?…
 

Bu yazı 180 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum