içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Osmanlı'nın batışını anlatan roman!

Kitabın tanıtım yazısında "Okuyanın okumayanlara kolay anlatamayacağı, hayal gücünün sınırsızlığını gösteren çizimleriyle, insanın birileriyle paylaşmak isteyeceği romanlardan, Kitab-ül Hiyel" sözleri yer alıyor.

Çizimler gerçekten çok ilginç, hayal gücünü zorlayıcı, insanlığın bir süre sonra ulaşacağı noktaları anlatıyor sanki!

****

İletişim Yayınları'nda çıkan yapıtın alt başlığı, "Eski Zaman Mucitlerinin İnanılmaz Hayat Öyküleri"adını taşıyor.

Kitabın ilk kahramanı Yafes Çelebi...

Yazar, Osmanlı'nın çöküş döneminde Yafes Çelebi'den başlayarak bazı kişilerin keşif, icat çalışmalarını hikayeleştirmiş...

Kitapta anlatılan mucit kahramanların yaşam öyküsü akıp giderken, romanın alt katmanında 200 yıl boyunca imparatorluğun bilimsel uğraşlara nasıl bakıldığının daha doğrusu batışın öyküsü var.

Yazar, kılıç ustası Yafes Çelebi'nin farklı bir kılıç yapma öyküsüyle başlıyor kitaba:

"(Lonca'ya üye çarşı esnafı) Yafes Çelebi'nin dükkanına tuhaf bir kılıcın asılmış olduğunu gördüler. Birdenbire hepsinin gözleri dönüverdi. Çünkü erbabı, makası andıran bu tuhaf kılıcın nasıl kullanılacağını hemen anlamıştı. İki elle kavranan bu silahın kabzası çekildiğinde namlusu tıpkı bir makas gibi ikiye ayrılıyor, hamle yapan rakip kılıcı bu sayede karşılamakla kalmıyor, kabza itilir itilmez kapanan namludaki kancalar sayesinde onu yakalıyordu da."

Büyük gürültü koparan Yafes Çelebi'nin icadı Lonca Şeyhi'ne bildirilir.

Sonrasını yine yazardan dinleyelim:

"İçlerinden biri koşup durumu hemen şeyhe bildirdi. O sırada hamamda olan şeyh, kethüda ve yiğitbaşlarını da yanına alıp çarşıya geldiğinde, kılıcı görür görmez yere yığılıverdi. Adamcağızın sol yanına inme inmişti. Ağız dalaşı bu nedenle arttıkça arttı. Bir peykeye yatırılan şeyh ona, ahrette iki elinin yakasında olacağını söylüyordu. Neden sonra ondan yanına yaklaşmasını istedi. Yafes Çelebi, kendisine emredileni yapar yapmaz, yattığı yerden şeyh, geleneksel usulleri bırakarak bu mertlikle bağdaşmaz kılıcı er meydanına sokan kalleş ustanın suratına okkalı bir tokat patlatıp gediğini iptal etti. Örfe ve adetlere karşı gelip zaanate bid'at getiren Yafes Çelebi'nin peştamali belinden böylece çözüldü."

Yani Lonca'dan kovuldu.

****

Bu sırada Yafes Çelebi'yi yetiştiren ustanın da şu sözlerini okuyoruz:

"Diğerleri senin yeteneğini görüp korktular. Çünkü gediğin elinden alınmasaydı onların bu ticareti yürütmeleri zor olacaktı. Yaptığın kılıç onların bütün müşterilerini ellerinden alır, üstelik bunun arkası da gelir."

****

Yafes Çelebi, bir süre meyhanelerde zaman tükettikten sonra bir yolunu bulup icatlarına devam etmek için çizimler yapmaya başlar.

Yazarın "Debbabe" adını verdiği Yafes Çelebi'nin çizimi;  dev bir fıçının tank, denizaltı haline getirilmiş şekli gibi görünüyor!

Yafes Çelebi, sonrasında bu yeni aletin haklarını padişahtan beraat almak amacıyla Zencefil Çelebi'ye devreder.

Zencefil Çelebi, Osmanlı'daki o ulaşılmaz bürokrasi çemberini kırıp bir türlü padişaha veya yakınlarına ulaşamaz!

****

Benzer bir süreci yazar, Yafes Çelebi'nin başka bir icadıyla ilgili şöyle anlatır:

"...verdiği istida bir hafta sonra torbadan çıkacak, muhtevası pek anlaşılmadığından bir ilam isteğiyle Tersane Eminliği'ne gönderilecekti. Böylece, tersane ikinci meydanı vardiyabaşısı Köse Danyal Efendi'nin elinde oyalanacak, garaib defterine işlenecek, ardından kalyonlar katibi ikinci halifesi Biberci Nusret Efendi'ye, derken onun dünürü; kul katibi Kırımi Dursun Bey'in eline geçecekti. Kalyonlar defterine işlendikten sonra anlaşılması mümkün olmayan bir ilamla Paşa Kapısı'nı havale edilecek ve Yafes Çelebi, böylece bir zamanlar Zencefil Çelebi'nin girdiği yola daha yeni girmiş olacaktı."

"İstidası Bayezid'deki Hiyel Kalemine havale edilen" Yafes Çelebi; "Sayısız makam ve merciinin derkenarı, ilam isteği, havale mührü, harç damgası, kuyruklu ve kuyruksuz sahlarıyla dolu istidası"Hiyel Kalemi'ne gider!

Sonuç, Osmanlı'nın bürokrasisinde boğulur ve icatlar sonuçsuz kalır!

****

İhsan Oktay Anar'ın küçük oylumlu kitabında, bol çizim içeren, bu tür öyküler var.

Çok katmanlı bir roman diyebiliriz.

Birinci katmanı bilim kurgu, ikinci katmanı felsefe, üçüncü katmanı tarih olan bir yapıt Kitab-ül Hiyel...

****

Bu yazının dipnotu: Kitab-ül Hiyel sözlük anlamı bile tek değil! Birinci anlamı "Hileler Kitabı!" İkinci anlamı mekanik bilimi... Üçüncü anlamı ise Osmanlı okumuşlarının ikisini bir tutma hastalığı, aynı kefeye koyma salaklığı oluyor. Bu kitap Osmanlı'nın niçin çöktüğünü, bilime sırt çeviren ülkenin geleceğinin olmayacağını net bir şekilde anlatıyor.

Bu yazı 117 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum